GÜMÜŞPALA-7

 Bahar sabah uyandığında yatakta yalnızdı


Doğduğu günden beri tek kişilik yatakta uyanan kendisi değilmiş gibi tuhaf bir boşluk hissetmişti


Bu durum iyi değildi


Henüz bir gündür tanıdığı birine karşı his beslenemezdi öyle değil mi? 


Bahar aklı fikri yerinde akıllı bir kızdı

Her ne kadar asi tavırları, fevri çıkışları olsa da önünü ardını düşünür her zaman kafasında muhakeme ederek hareket ederdi fakat bu durumu neresinden tutarsa tutsun elinde kalıyordu


Bu yaşına kadar kimsenin boyunduruğu altına girmemek için çalışıp çabalamıştı. İyi bir meslek sahibi olmuştu, güçlü bir karakter edinmişti


Son yirmi dört saat içinde geldiği durum ise içler acısıydı


İçinde bir yerlerde Hamza Mahir'in otoritesini hayatının merkezine koymak isteyen bir taraf peydah olmuştu


Böylesine karanlık, kimbilir ne tür işlerle uğraşan bu adamdan kendine ne gibi bir hayır gelebilirdi ki? 


Üstelik dünkü nefret dolu hali göz önüne alınacak olursa babasıyla alıp veremediği bir şeyler vardı ve kendisini koz olarak elinde tutuyordu belli ki


Yani has yüzüne badem gözüne falan aşık olmamıştı bu adam.


Belli ki ona aşık olmak gibi bir hatada bulunursa karşılıksız bir aşkın kollarında harcanıp gidecekti güzelim duyguları


İnsan kendisine bile bile bu kötülüğü nasıl yapardı? 


Tamam, kabul etmek gerekirdi ki uzak mesafeden bunları düşünmek ve de söylemek çok akıllıcaydı fakat yakınındayken öyle feci bi çekim gücü vardı ki Bahar'ın tecrübesiz kalbi nasıl dayansındı? 


Genç kız beline kadar örtülü olan yazlık pikeyi başına kadar çekti kaybolup, yok olmak istiyordu


Biraz sonra sıcaktan bunalıp hışımla örtüyü kafasından çekip ayaklarıyla tepeledi


Kendi kendine söylenerek odadaki banyonun yolunu tuttu


"Aferin Bahar aferin kızım! Köy yanmııııış sen saçını tara vallahi bravo! Seni eter koklatıp bayıltmışlar mıı, Derdest edip kaçırmışlar mııı, Bu eve hapis mi etmişleer ooohh hiç önemli değil nasıl olsa kırk yıldır tanıyorsun ya buradaki herkesi telaş yapmaya ne gerek var? Hiç işte bendeki de akıl canıııım" 


Durmaksızın konuşurken bir yandan da üstünü çıkarıp kendini duşa attı. Kısa sayılamayacak bir duşun ardından kapının ardındaki bornozu üzerine geçirip odaya girdi


Yakalanma korkusuyla alelacele eşyalarını alıp tekrar banyoya koşturdu. Bornozun etek kısmı yerlerde süründüğü için ayağına dolandı ve neredeyse yere kapaklanıyordu ki son anda dengesini sağladı.


"E yuh ama misafir havlusu koydunuz hadi insan bu boyutlarda koyar hayır yani herkes hayvan gibi olmak zorunda mı?" 


Üzerine yazlık kolsuz, kırmızı bir elbise geçiren Bahar havluya saçlarının suyunu aldırdıktan sonra aşağıya doğru yollandı


Ev sessiz görünüyordu kimseler yok gibiydi


Karnı acıktığı için doğruca mutfağın yolunu tuttu. Masada kahvaltı hazırdı, ocakta da çayın altı açıktı. Oturup kahvaltısını yaptı


Tam mutfağı toparlayacağı sırada bahçe kapısından Hafize hanım göründü


Gülümseyerek kendisine doğru geldi

"Günaydın kızım" 


Bahar dün yaşanan olaylardan sonra biraz mahçup bir gülümsemeyle cevapladı kadını.


"Günaydın, şey ben kahvaltıyı hazır bulunca bir şeyler yedim ama biri için hazırlanmamıştı inşallah?" 


Hafize hanım elindeki sepetten çıkardığı domatesleri, salatalıkları ve de taze biberleri buzdolabına yerleştirmeye başlamıştı


"Yok kızım sana hazırladım elbet kime hazırlanmış olacak? Ben toparlarım şimdi buraları." 


Bahar bir yandan bulaşıkları tezgaha doğru taşırken diğer yandan da aralarında geçen dünkü sürtüşmeden sonra kadının kendine nasıl böyle samimi ve güler yüzlü davrandığını düşünüyordu


Dahası dün itiraz etmişti ama bugün hanım yerine kızım diyordu. Sebepsizce mutlu olmuştu bu duruma


"Yok olur mu hiç öyle şey elime yapışmaz ya iki tabak ben toparlarım. Hem ben uyurken o kadar hazırlamışsınız zahmet oldu teşekkür ederim."  


Buzdolabıyla işi biten kadın doğrulup Bahar'ın yanına doğru geldi. Yüzüne hep merhametli bir tebessüm vardı


"Afiyet şeker olsun. Benim yıllardır bu evdeki görevim bu kızım. Sayesinde para kazanıyorum, başımı sokacak bir yuvam var o yüzden seve seve yapıyorum zahmet de neymiş?" 


Bu defa Bahar da sıcak bir şekilde gülümsedi

"Siz bu evde mi yaşıyorsunuz?" 


Hafize hanım yaklaşıp nazikçe Bahar'ın elinden tuttu.


"Yok bahçenin içinde ayrı evim var benim. Hamza beyim sağolsun benden önce rahatımı düşünür. Hem boşver şimdi kaç zamandır şu evde laflayacak birini arar olmuştum. Ben buraları toplarken sen bize iki kahve yap hadi bakalım da bahçede içelim kızım olur mu?" 


Genç kızın içi bu teklifle sıcacık olmuştu


"Olmaz olur tabii de Mahir bey bahçeye çıkmama izin vermiyor" dedi üzgünce


Sesi üzgün çıkıyordu ama bey kelimesindeki ima da anlaşılmayacak gibi değildi.


Hafize hanımın gözleri parladı ardından muzipçe sordu.


"Hayırdır kocanın sözünü mi dinler oldun gelin hanım?" 


Bahar kıkırdadı.

"Ne münasebet canım, dışarı çıktım diye size kızar falan ondan dedim. Benim yüzümden siz arada kalmayın." 


Yaşlı kadın dolaplardan birinden çıkardığı bakır cezveyi ve de kahveyi Bahar'a uzatırken genç kız da onu gözleriyle takip ediyordu.


"Merak etme öyle ortalık yere çıkmayacağız sen cezveyle kahve yapabilir misin onu söyle bakalım bana yoksa sen de makinecilerden misin?" 


Bahar bu kadının yanında hep tebessüm ediyordu.

"Zeliha sultan benim kahvemin üstüne kahve tanımaz bak öyle her kahveyi de beğenmez ha eski topraklardan anlar her şeyin hasını. Ben kendimi övmeyi sevmem de o öyle der." dedi muzipçe.


Hafize hanım seslice bir kahkaha attı 

"Deli kız yap da içelim bakalım kahvenin hasını. Şekerli olsun ama keyif kahvesi olsun." 


Bahar'ın gözleri parladı aradığı yandaşı bulmuş gibiydi

"Hıh değil mi ama ya kahve dediğin şekerli olur anlatamıyorum ki kimseye" 


Yaşlı kadın tebessüm etti

"Dolapta da çikolata var" diyip göz kırptı ve işine yöneldi


İşte buydu kahve hem şekerli içilirdi hem de yanında çikolata yenilirdi. Konu da tartışmaya kapalıydı.


İçinde bulunduğu kış bahçesi görünümlü bu yer o kadar muhteşemdi ki Bahar'ın ağzı açık kalmıştı


Etrafı cam ile kaplıydı fakat dışarıdan hiçbir şekilde içerisi görünmüyordu


Tavan kısmı açıktı ve gökyüzü ile tamamen bir arada olunmasını sağlıyordu


Yerler kısa ve bakımlı çimlerle kaplıydı. Bin bir renkte çiçekler, daha önce görmediği farklı egzotik bodur ağaçlar vardı


Nasıl yapıldığına anlam veremediği suni bir şelale bile vardı içerdeki büyük havuza dökülen


Hasır tarzı yapılmış oturma grubu bile aşırı havalı gelmişti gözüne


Etraf camla çevrili olmasına rağmen kendinizi tamamen bahçede gibi hissediyordunuz. Böylesine havadar ve doğal bir ortamı oluşturmak için ne kadar para harcanılabilirdi ki? 


Bu nasıl bir zenginlikti? 


Bahar ayaküstü hayatın anlamını sorgularken Hafize hanımın sesi duyuldu


"Kızım haydi geç otur ayakta kaldın" 


Kendine gelen Bahar hasır koltuklardan birine oturdu.


Genç kızın gözündeki şaşkınlığı gören kadın aslında Hamza Mahir'in kim olduğuyla ilgili pek de bir şey bilmediğine bir kez daha emin oldu


Her ne kadar sözünü sakınmayan deli dolu bir kız olsa da bu ortamlara, Gümüşpala'nın yaşantısına göre fazlaca masumdu.


Daha yakından tanımak istiyordu bu genç kızı


Kahvesinden bir yudum aldı. Allah için çok lezzetli kahve yapmıştı


"Ellerine sağlık güzel kızım kahve pek güzel olmuş. Dediği kadar varmış senin Zeliha sultanın. Sahi o kim annen mi?" 


Bahar buruk bir şekilde gülümsedi

"Annem yok benim. Beni doğururken ölmüş." 


Hafize hanımın yüreği burkuldu öksüzdü demek bu güzel kız. Elini destek vermek istercesine sıktı. "Başın sağolsun yavrum" 


Bahar'ın  bu içtenlik karşısında gözleri doldu

"Siz sağolun. Zeliha sultan aslında benim dadım. Beni o büyüttü üzerimde emeği çok büyük çok da severim kendisini." 


Onaylayarak baktı genç kıza

"İnsan emek verdiğini sever yavrum eminim ki o da seni çok seviyordur. Baban da annenin yokluğunu arama diye çok çabalamıştır herhalde?" 


Bahar keyifsiz bir kahkaha attı.

"Annemin kırkı çıkmadan davullu zurnalı düğün yapmış. Beni de ayak bağı olmayım diye Konya'ya postalamış. Zeliha sultan annemin uzaktan akrabası olur bir çocuğuyla kocasını trafik kazasında kaybetmiş

Çok gençmiş o zamanlar ama tekrardan evlenmek istememiş kocasına çok aşıkmış. Evladını da kaybedince beni onun yerine koymuş bakmış, büyütmüş

İkimizde birbirimize tutunacak dal olmuşuz anlayacağınız üzere." 


Hafize hanım hüzünle baktı Bahar'a


Görünüşü ne kadar çıtkırıldım ve naifti fakat içten bir o kadar güçlüydü bu kızcağız


Şimdi daha iyi idrak ediyordu


"Ah yavrum benim. Bazı erkekler böyledir işte anaları başlarındayken bile tek gözleriyle görürler evlatlarını. Ana da gidince hepten görmez olurlar." 


Bahar başıyla onayladı

"Yok üzülmüyorum ki ben artık alıştım." 


Söylerken bile sesi titriyordu aslında ama kendisine dahi itiraf edemiyordu


Yaşlı kadın bunca yıllık hayat tecrübesiyle anlıyordu elbette


"Hiç mi gelmezdi ziyaretine?" 


Bahar başını sağa sola salladı

"Toplasan belki bir belki iki defa görmüşümdür yüzünü. Hem ben de istemiyorum ki Hafize teyze. Onun da o cadı karısının da yüzünü şeytan görsün." 


Kızın hayatı çok dikkatini çekmişti yaşlı kadının.

"Kardeşlerin falan var şimdiki karısından?" 


Bahar'ın sesi müstahak olsun der gibiydi


"Yok kadının çocuğu olmuyor anladığım kadarıyla. Çok da nüfuzlu bir ailenin tek kızıymış. Zeliha sultan öyle demişti. 'Boşanamaz da bundan' demişti. Zaten çocuğu falan olsa benimle maddi olarak da ilgilenmezdi de ne hayırsa parasını esirgemedi benden." 


Hafize hanım düşünür gibiydi.

"Kız bu adam seni zengin biriyle evlendirmeyi mi düşünüyordu acaba?" 


Bahar şaşkınlıkla onayladı kadını


"Mahir de öyle dedi Hafize teyze. Hatta kim olduğunu bile biliyormuş. Gerçi o evlendirmek değil de peşkeş çekmek olarak nitelendirdi ama onun gibi bir adamdan incelik beklenemez değil mi?" 


Hafize hanımın şen kahkası ortamın hüzünlü havasını dağıttı


Bahar da gülmeye başlamıştı.


"Eh be kızım Hamza Mahir beyimle şöyle konuşan olmadıydı bu vakte kadar. Ee söyle bakıyım var mıydı Konya'da bi yavuklun?" 


Bahar utanarak baktı kadına

"Yoktu kimse maalesef. Olabileceklerin de yolu dün itibariyle kapatıldı sağolsun!" 


Yaşlı kadın kıkırdadı.

"Vallahi kızım ben Hamza beyimi tanıyorsam şu saatten sonra aday adaylarını bile falakadan geçirir bizzat kendisi hem de." 


Bahar öfkeyle fevri bir çıkışta bulundu.

"Allah Allah Hafize teyze ya sen gel hem beni zorla kaçır nikah kıy sonra da zorbalık yap. Ben böyle maçoluk görmedim. Kusura bakma ama kendisi tam bir yontulmamış kütük! Sen dur ama ben onun derdini eninde sonunda çözeceğim nasıl olsa" 


Konu kocasında açılınca soluksuz konuşuyordu bu güzel kız


Hafize hanım daha da sinirlenmesin diye gülümsemesini sakladı


"Sen yine de tamkinli davran e mi kızım? Öyle çok gözüne batma kocanın.Sağı solu belli olmaz beyimin. Çabuk sinirlenir." 


Özellikle böyle söylüyordu. Biliyordu ki damarına damarına basıyordu bu cümleler Bahar'ın. Gidip ne dediyse tersini yapacak Hamza beyini delirtecekti


Ateşle barut da uzun süre bir arada dayanmazdı


Hem bu güzel gözlü kız hem de Hamza beyi mutlu olsun istiyordu


Hafize hanım bir şeylerin farkında olmasa elbette ki genç kızı zorlamazdı ama Hamza Mahir beyinin adı ne zaman geçse genç kızın gözleri parlıyordu


Çoğu zaman öfkenden parlıyor olsa da muhakkak olan bir şey vardı bu gelincik çiçeği kocasını beğeniyordu


Kadın sinsice gülümsedi.Olurdu olurdu çok da güzel olurdu.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜMÜŞPALA-66

GÜMÜŞPALA - 1

GÜMÜŞPALA-14