GÜMÜŞPALA-24


Keyifli okumalar♥️

Bahar yanındaki adamın varlığını yok saymaya çalışarak başlattığı filmi izliyordu. 

Buraya gelmeyeceğini varsayıp güzel bir aşk filmi açmıştı fakat yanındaki adamın bu yoğun varlığıyla duygu ve aşk dolu sahnelere nasıl odaklanılıp izlenilirdi tereddüt etmeye başlamıştı.

Film zengin bir ailenin kızı Allie ile yaz tatili için gittiği kasabadaki karnavalda tanıştığı oldukça mütevazi bir hayat süren Noah'ın büyülü aşkını konu alıyordu.

Hayattaki tek odağı eğitim olan ve dış dünyadan bir haber yetişen kızı bir anda kendine benzetmişti Bahar. 

Tamam kızın ufak tefek olması da bir etkendi ama bunu öldürsen yüksek sesle söyleyecek değildi. 

Gözünün altından yanındaki adama bakıyor açıkçası merak ediyordu yaklaşık on dakikadır çıt çıkarmadan oturup kendisiyle birlikte filmi izliyordu. 

Hamza Mahir ve romantik bir film izlemek olacak iş değildi. 

Öpüşma sahnelerini bile birlikte izliyor olmak yeterince utanç vericiyken şuan ki sahnenin müstehcenliği karşısında Bahar utançtan nefes dahi almıyor hiç kıpırdamadan duruyordu. 

Acaba onlar da dışarıdan böyle tutkulu mu görünüyorlardı?

İki genç aşığın her yakınlaşmalarında adamın yakıcı bakışlarını vücudunda hissediyordu. 

Sürekli dudaklarına bakıldığını hissetmesi kafayı yavaştan sıyırdığının göstergesi olabilir miydi? 

İşin aslı utandığı şey sevişme sahnesi olduğu kadar kızla oğlanın ilk deneyimlerinde kızın asla susmadığı için eylemi bir türlü gerçekleştiremedikleriydi. 

Sahne o kadar bilindikti ki aklına gelenlerle kulaklarına kadar kızaran genç kız, Hamza Mahir'in alaylı sorusuyla film seçimine lanet ediyordu. 

"Tanıdık geldi mi?" 

Dünya üzerinde çekilmiş binlerce film varken konuşmaktan sevişemeyen kız sahnesini nasıl denk getirdin sahi Bahar?

Adama karşı zaten öfke doluydu bir de böyle damarına basıyordu. 

Cevap vermeden filmi izlemeye devam etti. Hoş cevap verse ne diyecekti ki sanki sesi içine kaçmış gibiydi şuan. 

'Aa evet ben de telaştan ve korkudan sürekli konuşup en özel anlarımızın ilkinin içine limon sıkmıştım. Allahtan sen bu oğlan gibi pes etmek yerine tüm sabrınla vuslata erdirmiştin bizi mi diyecekti?' 

Yok artık daha nelerdi!

En iyisi susmaktı. 

Dolu dizgin aşklarını yaşayan iki genç, kızın annesinin oğlanı ailelerine yakıştıramaması nedeniyle ayrı düşmüşlerdi. 

Anne ve babasıyla birlikte apar topar şehre gitmek zorunda bırakılan Allie aşkına veda bile edememiş, ortak arkadaşlarına yalnızca Noah'a onu sevdiğini iletmesini söyleyebilmişti. 

İki gündür fena halde canı yanan Bahar için bu sahne fazlasıyla ağır gelmiş olacak ki Hamza Mahir'e çaktırmadan hızlı hızlı yanaklarını siliyordu. 

Bu kadar aşık iki insanı ayırmak vicdansızlık değil miydi? 

Hele ki böyle güzel seven bir erkek bulmanın imkansızlığı dahilinde ayrı düşmeleri haksızlıktı.

"Çocuk metaliksiz olunca koydu gitti senin kız?" 

Pesti doğrusu! 

Bu adam o sahneden anlaya anlaya bunu mu anlamıştı? 

Yavaşça kafasını çevirip Hamza Mahir'in gözünün içine baktı. 

Usulca konuşmaya başladı sesi gerçekten umutsuzca çıkıyordu. 
"Sen ne anlarsın ki." 

Umursamaz bir tavırla tekrardan filme döndü. 

Kızın ardından her gün bir mektup yazan Noah tam üç yüz altmış beş cevapsız mektup postalamıştı annesi tarafından asla kıza verilmeyen. 

Devamında ikinci dünya savaşı çıkmış oğlan senelerce askerlik yapmış kızla aralarına yıllar girmişti. 

Bu geçen sürede kız yeniden entellektüel, zengin,yakışıklı, tam da ailesinin istediği gibi bir adama aşık olmuştu. 

"Sen ne anlarsın bilmem de benim anladığım kız oğlanı iyi satışa getirdi." 

Hamza Mahir konuşturmak için kızı özellikle kışkırtıyordu. 

Sinirli olduğunu elbetteki biliyordu fakat kendisini haklı gören bir adamın emin duruşu vardı üzerinde. 

Gerçi Gümüşpala'nın kendinden emin durmadığı bir anı var mıydı tartışılırdı. 

Bir tarafta yeni aşkıyla dolu dizgin gezip eğlenen kız diğer tarafta tesadüfen iki genci görmüş olmanın hezeyanıyla hayata küsen genç adam vardı.

Noah, kızla ilk birlikte olma deneyimlerini gerçekleştirdikleri, yıkık dökük, virane olmuş ama yüzlerce yıl önceden kalmış devasa malikaneyi satın almış, en baştan tamir etmiş ve kıza söz verdiği gibi beyaz badanalı, mavi panjurlu, deniz manzaralı harika bir yer haline getirmişti. 

Tabi oldukça zaman almış gece gündüz kendini bu eve adamıştı. Kızı sevgilisiyle görmenin içinde oluşturduğu hırsla çalışmıştı.

Gündüzleri çalışıyor gecelerini ise genç ve dul bir kadın ile geçiriyordu. 

Bu sahneden sonra Bahar dayanamayıp sitem etmeye başladı. 

"Aa bu sayılmaz değil mi adam aşkına hala sadık? Erkekler ihtiyaçlarını gidermek amaçlı hoşgörülebilirler ne de olsa! Kız en azından sevdiğini düşündüğü bir adamla birlikte böyle açıktan amacı belli ilişkiler peşinde değil!" 

Hamza Mahir kızın hararetli konuşmasını sanki bir şiir dinletisiymiş gibi dinliyordu. 

"En büyük aldatma kalbine başkasını almaktır." 

Aralarında yok denecek kadar az mesafe vardı fakat Bahar sinirinden bunu farkedecek durumda değildi. 

"Adamın onu hiç aramadığını, umursamadığını düşündü. Kendini gerçekten seven, üstelik hoşlandığı bir adamla yeniden bir hayat kurmaya çalışmak mı aldatmak?" 

Hamza Mahir her zamanki gibi kestirip atmıştı. 

"Ulan bu kadar kolay unuttuysa büyük falan değildir o kızın aşkı." 

Bahsi geçen iki kişi Noah ve Allie değil de Hamza Mahir ve Baharmışçasına savunuyorlardı. 

İşin aslı birbirlerine laf edebilmek için filmi bir araç olarak kullanıyorlardı. 

Önüne hışımla dönen Bahar kendi kendine konuşuyordu.

"Evlenme teklifi aldığında bile Noah'ı düşünen aklına tüküreyim kızım senin. Buldun daha yakışıklısını unut gitsin dön bakma arkana işte! Öyle içten içe ölürsün de kendini bilmez, aşkı bilmez bir Hamza Mahir gelir, adın sevmiyor olur!"

Biri Gümüşpala'ya elinde tesbihiyle oturup aşk filmi izleyeceksin dese muhtemelen 'siktir git' derdi fakat şuan tam olarak yaptığı şey buyken bir de Bahar ile münakaşa etmekten haz aldığı gerçeği ekleniyordu üzerine.

"Bence asıl sıkıntı ne biliyor musun?" 

Adamın bariton sesiyle başı yana dönen Bahar Hamza Mahir'in ağzından çıkacak her kelimeyi merakla bekliyordu. 

Çok da hevesli görünmemek adına sesini elinden geldiğince umursamaz tutarak sordu. 

"Neymiş?" 

Adamın bakışları bir an olsun yüzünden ayrılmıyor, kızın bembeyaz kadife teninde dolaşıyordu. 

En çok da masmavi gözlerinde oyalanıyordu. 

O kadar derinden bakıyordu ki aralarındaki hava iyice ağırlaşmış neredeyse elle tutulacak kıvama gelmişti. 

Zaman ve mekan kavramını yitiren Bahar ne kadar süre öyle kaldıklarını bilmiyordu fakat adamın konuşmaya başlamasıyla kendine geldi. 

"En baştan kalsaydı adamın yanında senelerce ayrı kalmazlardı ama kıza yeni bir hayata alışmak zor geldi." 

Şuan alenen Bahar'a laf mı sokuluyordu? 

"Adam kendinden hiç bir fedakarlık yapmak zorunda kalmadı diye haklı mı oldu yani? Sonuçta onun evi, çevresi, yaşantısı hiçbir şekilde değişmedi öyle bedavadan atmak kolay! O taşın altına elini biraz da adam koyacaktı." 

Kollarını birbirine bağlamış hıhlayarak önüne dönmüştü. 

Bahar'ın bu atarlı halleri bir taraftan da çok hoşuna gidiyordu Hamza Mahir'in. Hırçın hallerini görmek için bir tık hep fazladan gidiyordu üzerine. 

Filmin ilerleyen sahnelerinde evin tadilatını bitiren adam kendinin de karenin içinde yer aldığı bir fotoğrafla gazeteye satış ilanı vermişti. 

Gelinlik provası yapan kız tesadüfen gazetede Noah'ı fotoğrafını görmüş ve üzerinde gelinlikle bayılıvermişti. 

Ağır bir duygusal çöküntünün ardından soluğu kasabada alan kız adamın evinin yolunu tutmuştu. 

Allie'yi hiç beklemeyen Noah ise karşısında kızı görmenin verdiği anlık şaşkınlık ile konuşamamış, kız bir şeyler söylemiş söylemiş ve cevap alamayınca da sinirle arabasına binip geri dönmeye karar vermişti ki tam o sırada olanlar olmuş arabasıyla bahçe çitlerine çarpmıştı. 

"Bir ortak özellik daha." 

Hamza Mahir'in alaycı sesi Bahar'ın kulaklarına gelirken, kendisini araba kullanırken görmemiş olan adamın nasıl böyle isabetli bir tahminde bulunduğunu düşünüyordu aynı zamanda. 

İki genç arasındaki aşk eninde sonunda yeniden alevlenirken ekrana düşen müstehcen sahnelerle Bahar artık elini ayağını nereye koyacağını şaşırmıştı. 

Bir yandan da kız o kadar güzeldi ki elleriyle Hamza Mahir'in gözlerini kapatmak dürtüsüyle baş etmeye çalışıyordu. 
Küs olduğu için eli mahkum ses çıkaramıyordu. 

Noah ile ilk sevişmelerinden sonra bunca yıl kaçırdıkları için sitem eden Allie'nin cümlelerinden anlaşıldığı üzere nişanlısıyla böyle bir yakınlaşmaları olmamıştı ve yıllar önce başarısızlıkla sonuçlanan deneyimlerinden sonra ilk defa yeniden Noah'ın kollarındaydı. 

"Sen de böyle dedin mi?" 

Sesinin titremesini engelleyemeden sordu genç kız. "N-ne dedim mi?" 

Hamza Mahir, boynuna doğru iyice yaklaşıp kısık sesle konuşmaya devam ederken Bahar'ın akıl sağlını koruması gittikçe güç bir hale geliyordu. 

"Ne büyük bir zevki bilmiyormuşum bu zamana kadar dedin mi?" 

Ensesindeki tüm tüyler diken diken olmuşken ve de avuç içleri böylece terlerken Bahar'ın bir şey demeye mecali varmış gibi soruyordu bir de. 

"D-dediysem ne olacak? Vakti geri alamayız ki sonuçta önceki zamanlarımı değerlendirebileyim değil mi?" 

Yanındaki adamın birdenbire kasıldığını hisseden Bahar içten içe haz aldı. 

Hep mi o kendisini kızdıracaktı? 

"Ulan olmamış şeylerle sınama beni elimde kalırsın!" 

Gümüşpala gerçekten sinirlenmiş görünüyordu. 

Biraz önce rahat tavırlarıyla dikkat çeken adam kalkmış yerine kendi öz hali tekrardan gelip oturmuştu. 

"Niye sen benden önce klisede rahip miydin?" 

Madem konusu açılmıştı Bahar'ın da hesap sormak hakkıydı! 

"Tövbe estağfurullah" diyen adam elinde tesbihini çevirmekle meşguldü. 

"Et canım et sen bolca tövbe et ihtiyacın var belli." 

Bir filmle konu nerelere gelmişti. 

Kendileri tartışırken aynı anda ekrandaki iki aşık da kavga etmişler ve kız çekip gitmişti. 

"Ben böyle işin de filmin de" derken susup kendini sansürlemek zorunda kalan adam biraz sonra konuşmaya devam etti. 

"Benim kadınım gidecek ben arkasından el sallayacağım? Bu lavuk da adam değilmiş!" 

Büyük bir kafa karışıklığıyla giden Allie, gerçekleri öğrenen nişanlısından olanlar için özür diliyordu. 

"Pardon ama kendi iradesiyle giden kimseye zorbalık yapamazsın." 

Hamza Mahir arkasına yaslanmış, sağ ayağını sol bacağının üzerine atmış doğrudan karşıdaki ekrana bakarak konuşuyordu. 

"İradeyi eline almazsan böyle oyuncak olursun." 

Bu adam hayata kesinlikle ilahi bakış açısıyla bakıyordu. 

Asla ama asla tekil kişi olmayı kabul etmiyor hep hükmetmek istiyordu. 

"Kızı zorbalıkla yanında tutacak yani öyle mi?" 

Gümüşpala yavaşça önündeki orta sehpaya eğildi, kumandayı aldı ve filmi durdurdu. 

"Bu kız değil miydi günlerce oğlanın koynundan çıkmayan?" 

Bahar da tüm vücuduyla adama doğru dönmüştü artık. 
"İlk aşkıydı o kızın üstelik halen daha unutamayacağı kadar büyük bir aşkla seviyordu." 

Sesi kendinden bağımsız bir şekilde yükseliyordu fakat genç kız farkediyormuş gibi görünmüyordu. 

"Bok vardı çünkü iki dakikada bu kadar aşık olacak! 

Hayatındaki her şey bu kadar nizamiyken pimi çekilmiş bomba gibi düştü adam kızın hayatına. 
Sonrasında da alt üst etti benliğini. 

Bu kız şimdi gidip diğer adamla evlense bile mutlu mu olacak sanki? 

Bir kere artık tamamen farklı biri oldu ve tüm bunların sorumlusu bu adam! 

Dışarıda bambaşka bir hayat olduğunu gösterdi madem hiç göstermeseydi kendi dünyasında yaşar giderdi o kız en azından haberi olmazdı.

Öyle adamın tek suçu kızı sevmek palavraları atamazsın sen bana tamam mı?" 

Gözünden akan yaşları hırsla silerken birden bire adamın göğsüne doğru çekildi. 

"Bırak beni istemiyorum bana saygısı olmayan üstelik gece eve bile gelmeyen bir adamla işim olmaz benim!" 

Ne kadar kurtulmaya çalıştıysa da adamın kollarından çıkabilmesi mümkün görünmüyordu. Yine de debelenmekten asla vazgeçmiyordu. 

"Çocuklarla meyhanedeydik sabaha kadar, erkenden gelip üzerimi değiştirip çıktım. Sen uyuyordun." 

Bahar öfkeyle saydırmaya devam ediyordu. 

"Çocuklarla olman gece eve gelmediğin gerçeğini değiştirmiyor. Yok bir de başlarının koynundan gelseydin. Gelseydin o zaman kesseydim senin o şeyini!" 

Hamza Mahir artık öğrenmişti Bahar öfkeliyken ne dediğini kesinlikle bilmiyordu. 

Normal zamanda şunları söylese başını saklayacak yer arardı. İstemsizce güldü duyduklarına. 

"Gülme bir de benim sinirlerimi daha çok bozma! Gülme diyorum bak. Komik mi, ne komik söyle biz de gülelim?" 

Mavi gözleri hırsla parlarken adamı parçalamak ister gibi bir hali vardı fakat bu durumdan Hamza Mahir pek de etkilenmiş görünmüyordu. 

"Yavrum insan bindiği dalı keser mi?" 

Adamın söylediklerini önce algılamakta güçlük çeken Bahar idrak ettiği andan itibaren, Hamza Mahir'in göğsü yumruklarının hedefi olmuştu. 

"Terbiyesiz, edepsiz adam bak hala gülüyor arsızsın sen!" 

Kızın yumruk halindeki ellerinden birini alıp dudaklarına götüren adam gülmeyi bırakmış oldukça ciddi görünüyordu. 

"Barışalım artık" 

Bahar küskünce omuzlarını salladı. 

"Sen benimle küs olunca ben çok aksi bir adam oluyorum." 

Aldığı cevap değişmedi. 

"Herkese kötü davranıyorum." 

Küçük bir çocuğu ikna etmeye çalışır gibi seçenekler sunuyordu adam kıza. 

"Banane herkes başının çaresine baksın nasıl olsa bana da kötü davranıyorsun!" 

Bahar'ın sesi küskün olduğu kadar kırgın çıkıyordu. 

"Kızım sen böyle küsünce çatacak yer arıyorum anasını satayım yapma böyle." 

Bahar kendini bile şaşırtacak bir kararlılıkla konuştu
"Bana saygısı olmayan bir adamla işim yok benim." 

Burnundan derin bir nefes veren adam da sabrının sınırında gibi görünüyordu. 

"Bak güzelim ben senden vazgeçmem öyle hadi istemiyorsan git dememi bekliyorsan çok beklersin." 

Genç kız kalbine yumuşamaması için talimatlar vermekle meşguldü. 

"Neden vazgeçemezmişsin?" 

Hamza Mahir, Bahar her ne kadar itiraz etse de boyun girintisine burnunu sokup bir süre öyle bekledikten sonra konuşmaya devam etti. 

"Vazgeçemem değil vazgeçmem. Otuz beş yaşıma kadar bu huzuru aradım ben ulan gerizekalı mıyım da kendi ellerimle bırakacam seni!" 

Böyle kıymetli itirafları sanki dünyanın en normal şeyini söyler gibi söylemiyor muydu Bahar'ın kalbi her seferinde bir kere daha tekliyordu. 

"Madem ben sana huzur veriyorum sen de bana ver." 

Cümlesi daha bitmeden adam aniden bir kaşını kaldırıp kıza baktı. 
"Ben seni huzursuz mu ediyorum?" 

Elbetteki etmiyordu hatta Bahar bu zamana kadar ki kalben en huzurlu günlerini geçirmişti bu evde ama Hamza Mahir anlatmak istediği noktayı bir türlü anlamıyordu. 

Daha doğrusu işine böylesi geliyordu. 

"Sen benim ne demek istediğimi gayet iyi anlıyorsun." 

Aynı şeyi tartışıp durmaktan sıkılan adam konuya nokta koyan bir tonla konuşmaya başladı. 

"Benden sınırlarım dahilinde her şeyi iste önüne sereyim ama benim gibi bir adamdan istenmeyecek şeyler bekleme güzelim. Boş yere aramıza mesafeler koyma." 

Devamında kızın dudaklarını esir aldı. 

Cevap vermemekte direten Bahar adamın ısrarlı dudakları ve elleri sayesinde biraz vakit geçtikten sonra kendini bırakmıştı. 

Hamza Mahir'in elleri üzerindeki tişörtün eteklerini bulup çıkartacağı sırada Bahar tarafından durduruldu. 

"Yapma" 
Sesi emirden çok yalvarır gibiydi. 

Kızın içindeki çelişkileri gören adam kendini anlayışlı olmaya zorlarken dişlerini sıkıyordu. 

Bahar'ın kokusu bile uyarılmasına yetiyordu daha önce hiç tecrübe etmediği bir deneyimdi bu ve iradesi resmen sınanıyordu. 

Zar zor kızdan ayrılıp ellerini saçlarından geçirdi ve bir süre ellerindeki saçlarını sıkarken kendini kontrol altına almaya çalışır gibi bir hali vardı. 

"Tamam güzelim gel filmi izleyemeye devam edelim bakalım." deyip Baharı kollarının arasına aldı. 

Bir taraftan da önündeki kumandayı alıp filmi kaldığı yerden devam ettiriyordu. Filmin sonunda ilk aşkını tercih eden kız öfkeyle ayrıldığı yere ellerinde bavullarla geri gelmişti. 

Tüm film yaşlı bir adamın, yaşlı bir kadına okuduğu anılardan ibaretti ve bu yaşlı çift Noah ve Allie'ydi. 

Kadın tüm bildiklerini unutturan bir hastalığın pençesine düşmeden önce hayatlarını kaleme almıştı. 

Yaşadıkları malikaneyi bakım evine dönüştüren adam karısıyla birlikte orada yaşamaya devam ediyordu. 

Kitabın sonunda yalnızca kendisini beş dakika kadar da olsa hatırlayan karısı için her seferinde en baştan okuyor adeta tüm anılarını yeniden yaşıyordu. 

Final sahnesinde ise sabah bir hemşire yaşlı çifti birlikte yatarlarken ölü bir halde buluyordu. 

El ele tutaşarak ölüme dahi birlikte giden bir aşktı onlarınki. 

Yaşadığı duygusallıktan zaten epeyce bir sarsılan Bahar kendini durduramıyordu. 

Gözyaşları izinsiz akarken bu defa yanakları adamın elleri tarafından siliniyordu. 

Aşk çok garip bir duyguydu. Her ne olursa olsun yanında olma isteğini içinde barındırıyordu.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜMÜŞPALA-66

GÜMÜŞPALA - 1

GÜMÜŞPALA-14