GÜMÜŞPALA-21


+18 sahneler bulunmaktadır.

Bahar telefon görüşmesinin ardından biraz da olsa içi rahatlamış bir şekilde yatağının üzerine oturmuş kocasını stalklıyordu. 

Stalk derken öyle bol malzemeli dedikodu yapılacak cinsten haberleri elbetteki yoktu. 

Hamza Mahir gibi ketum bir adamdan da malumunuz böylesi beklenirdi. 

Tüm sosyal medya hesaplarından adını aratmıştı fakat birinde bile sonuca ulaşamamıştı. 

İki bin on sekiz yılında bir insan hiç mi merak edip birinden de olsa hesap açmazdı?

Gerçekten de müzelik adamdı! 

Ağız tadıyla üç beş bilgi öğrenecekti ona da izin vermemişti. 

Yalnızca ekonomi sayfalarında, üst düzey bürokratlarla yapılan toplantı çıkışlarında alınan görüntülerde fotoğraflarına ulaşabilmişti. 

Az da olsa bulabildiği her fotoğrafın üzerinde dakikalarca oyalanmış, kocasının ne kadar yakışıklı olduğunu bir de ekrandan görüp iç geçirerek onaylamıştı. 

İşin aslı kocası hakkında o kadar az şey biliyordu ki öğrenme hevesiyle doluydu. 

Hemen biyografisini aramaya koyuldu. 

Karşısına Gümüşpala holdingin internet sitesi çıktı. 

Hamza Mahir Gümüşpala hakkında birtakım kişisel bilgiler de içeriyordu fakat yine de çok üstünkörü bilgilerdi bunlar. 

Bir insan nasıl böyle hem medyatik hem de sır küpü olabilirdi ki?

İsim soyisim bilgilerinden sonra 01.08.84 İstanbul doğumlu olduğu yazıyordu. 

Bu hesaba göre otuz dört yaşındaydı ve Bahar'dan tam dokuz yaş büyüktü. 

Fiziksel görünüş olarak açıkçası yirmi sekiz falan olduğunu tahmin ediyordu fakat anlaşılan yanılmıştı. 

Gerçi kağıt üzerinde aralarında bir yaş bile olsa Bahar zaten Hamza Mahir'in kendisinden yaklaşık on yaş büyük olduğunu gözü kapalı söyleyebilirdi. 
Oturuşu, kalkışı, konuşması her şeyi büyük bir olgunluk ve tecrübe dahilindeydi. 

Genç kız adamın yanında kendini çoğu zaman mahallenin liseli delikanlısına aşık ilkokul çocuğu gibi hissediyordu. 

Bahar'ın şaşırmadan geçemediği bir diğer mevzu ise Hamza Mahir'in iyi bir üniversite mezunu oluşuydu. Tamam zaten çok akıllı bir adam olduğunu biraz muhattap olsanız anlardınız fakat elinde tesbih, belinde silah, emrinde takım elbiseli onlarca adamı olan birinin aynı zamanda iyi eğitim almış, kendini yetiştirmiş biri olması garibine gitti Bahar'ın. 

Daha ne kadar şaşırtacaktı acaba kocası? 

Yazının devamında holdingin kuruluşu, üretim dahilinde bulunulan ürünler, inşaat sektörü, ağır sanayi, AR-GE vs alanında Bahar'a göre şuan için lüzum teşkil etmeyen bir çok bilgi yer alıyordu. 

Yiğit Ali ve Nejat'ın adı da yönetim kurulu ve hisse sahipleri arasında geçiyordu. Yalnızca üç kişinin ortaklığı bulunan ve Türkiye ekonomisinin dinamiklerinden olan bu holding, Bahar'ın anladığı kadarıyla oldukça önemli bir yere sahipti. 

Bu kadar genç bir adamın zirvede bir hayat yaşamasını mantıklı bulmuyordu genç kız. 

Dededen atadan kalma holdinglerle elde edilemeyen kazanımları tek başına yaklaşık on yılda elinde toplamıştı. 

Hamza Mahir kesinlikle karanlık bir adamdı. 

Bahar bunu eve geldiği ilk günden itibaren elbetteki anlamıştı fakat gücünün sınırsızlığını görmek adamın tahayyül ettiğinden çok daha fazlasına sahip olduğunu anlamasına sebep olmuştu. 

Bir anlığınada olsa içinin ürpermediğini söyleyemezdi.

Sonra kendi ismini ve Hamza Mahir'i yanyana arattığında tek bir fotoğraf dahi göremedi. 

İyi de bu nasıl mümkün olabilirdi ki? 
Daha geçen gün çarşaf çarşaf haberleri çıkmamış mıydı? 

Biraz sonrasında dank etti Bahar'a. 
Kocası tüm o dedikodu haberlerinin hepsini sildirmişti.

"Sırf üzülüp ağladım diye yapılan haberleri engelleten bir adama aşık olmayıp ne yapacaktı bu Bahar kulun acaba Allahım?" 

Hiç de söylemiyordu yani insan bir gelir şöyle şöyle yaptım derdi ama yok illa iş en havalı nasıl oluyorsa bu adam öyle yapmanın bir yolunu buluyordu ve Bahar mest oluyordu. 

Yakında tamamen sıvı formuna geçecekti ve Hamza Mahir kendisini kavanozda taşımak zorunda kalacaktı haberi yoktu.

Birdenbire babasının adını aratmak fikri geçti aklından. 

Bunca zaman yapılan her şey onun içindi sonuçta acaba babasıyla ilgili hiç haber çıkmış mıydı?

Sayfa yüklenir yüklenmez gördükleri karşısında gözleri yuvalarından fırladı Bahar'ın. 

Resmen sosyal medya da dahil olmak üzere ortalık yangın yerine dönmüştü. 

Babasının genç bir mankenle el ele fotoğraflarını konuşuyordu herkes. Üstelik yalnız babası olsa yine iyi kayınpederi olacak adamın videosu olduğu konuşuluyordu. 

Taylandlı bir masör kadınla birlikte çekilen uygunsuz içerikli bir video! 
Eli tıklamaya gitmediği için hızlıca sekmeyi kapattı. 

Ağzı bir karış açılan Bahar dalga mı geçse ortadaki rezilliğe başkaları adına utansa mı bilemedi. 

Twitter'da da tt olan başlıkta sözde şeyhe bağlı müritlerin yatsınamayacak kadar büyük bir kısmı adama lanet yağdırmakla meşguldüler. 
Damat ve kayınpeder olarak tüm Türkiye'ye rezil rüsva olmuşlardı ve haber henüz oldukça yeniydi. 

Kimbilir daha ne sonuçlar doğuracaktı. 

Çok büyük ihtimalle iflas edeceklerdi. Ne de olsa bunca vakit dindar iş adamları ve halk sayesinde ayakta duruyorlardı. Şu saatten sonra kimse ahlaki açıdan sınıfta kalmış bir aileye destek olmazdı. 

Daha fazla incelemek istemeyen Bahar telefon ekranını kapatıp yatak başlığına dayadığı yastığa doğru uzandı. 

Özetle, birincisi kocası yalnızca kendisiyle ilgili haberleri değil o esmer mankenlerle ilgili haberleri de kaldırtıp kendisinin görmesini engellemişti. 

Bu durum kesinlikle Bahar'ın gözünden kaçmış değildi! 

İkincisi Hamza Mahir'in dev egosunun altındaki sebeplerden biri aslan burcu erkeği olması olabilir miydi? 

Üçüncüsü ve sonuncusu babası ve kayınpederi mevzusunda Hamza Mahir'in parmağı olmama ihtimali var mıydı? 

"Dilediğimiz sorudan cevaplamaya başlayabiliyorsak üçüncü sorudan başlamak isterim Bahar. Kocaman bir hayır!"

Akşam yemeği esnasında bugün babasıyla ilgili öğrendiklerini bir türlü soramayan genç kız, yemekten sonra Hamza Mahir'in çalışma odasına geçmesiyle iyice umudunu kaybetmişti ki birden aldığı bir kararla mutfağa gidip Türk kahvesi yapmaya başladı. 

Biraz sonra elinde kahveyle üst kattaki kocasının özel çalışma odasının kapısına varan Bahar kapıyı çalıp çalmama konusunda ikileme düşse de çalmadan usulca açmaya karar verdi. 

Önündeki evraklara dalan adam kapının tıkırtısını duyup elinde kahveyle gelen karısına baktı. 

"Sana kahve yaptım." 

Koyu renk, ahşap masaya doğru yaklaşıp fincanı bıraktı. 

"Eline sağlık güzelim."  
Adam gözünü hiç çekmeden kızın hareketlerini izliyordu. 

Bahar bir yandan ilk defa girdiği odayı incelerken diğer yandan da masanın sağ tarafında kalan duvara yaslanmış deri üçlü koltuğa oturmaya meyletmişti. 

Diğer çalışma odasının ve toplantı salonunun aksine burası çok daha küçük ve bireysel görünüyordu. 

"Afiyet olsun." 

Kızın kıpırdanıp durmasından ağzında bir bakla olduğunu anlayan adam, konuya gelmesine kolaylık olması açısından orta açmış bulundu. 

"Anlat bakalım özlemiş misin interneti?" 

Adamın tesadüfen konuyu internete getirdiğini zanneden Bahar fırsatı kaçırmamak adına söze girdi. 

"Mahir ben bir şey gördüm bugün internette. Sen yapmış olabilir misin?" 

Gümüşpala jest ve mimiklerinden kızı tartıyordu. "Neyi yavrum?" 

Bahar şu an neyden bahsettiğini anladığına yemin edebilirdi.

"Yapma Mahir neyden bahsettiğimi elbetteki biliyorsun. Sen mi yaptırdın?" 

Adam da muhabbeti uzatıp bu konuyu daha fazla tartışmak istemiyordu anlaşılan ki her zaman yaptığı süründürme işinden vazgeçip doğrudan cevap verdi. 

"Evet" 

Bahar huzursuzca kıpırdandı. 
"Ne olacak peki şimdi akıbetleri?" 

Hamza Mahir adeta bakışlarıyla ölçüyordu karısını. 

"Tüm ortakları, yatırımcıları, dernek bağışçıları vs sırayla desteklerini çektiklerini açıklıyorlar. Hisse senetleri borsada sürekli değer kaybediyor muhtemelen bir kaç güne iflaslarını açıklarlar." 

Durup çok geçmeden devam etti. 
"Tabii o kadar dayanabilirlerse." 

Bahar istese de babası gibi iğrenç bir adam için üzülemezdi fakat yine de buruk bir tat oluşmuştu. 

Sebebi öncelikle Hamza Mahir'in bazı konularda ne kadar keskin olabildiğine şahit olmasıydı. 

Örneğin şuan öyle acımasız bakıyordu ki içinde herhangi bir duygu kırıntısı taşıma potansiyeli olan bir adamın bakışları değildi bunlar ve genç kız kocasının bir gün bu yüzüne maruz kalma olasılığını düşündükçe istemsizce ödü kopuyordu. 

Anladım dercesine başını salladı ve sonrasında içinin burulmasına sebep olan ikinci konuyu çıtlattı adama. 

"Babam iflas edince Zeliha sultan ne olacak Mahir?" 
Sesi kısık ve üzgün çıkmıştı. 

"Gel buraya" 

Gümüşpala kızın esas derdini anlamış ve kendisine annelik yapan kadına karşı sadakatini taktir etmişti. 

Bahar ise sorgulamadan kalkıp masaya doğru yaklaştı ve kocası tarafından kucağına çekildi. Yüzleri arasında yalnızca birkaç santim kalmıştı ve genç kızın aklındaki düşünceler yine etrafa saçılmıştı. 

Kocası gözlerinin içine bakarak konuşmaya başladı. "Sana annelik yapan ve böyle güzel yetiştiren bir kadını dışarıda bırakacak değilim güzelim." 

Bahar istemsizce gülümsedi. 
"Nasıl yani ne yapacaksın ki?" 

Sesi ister istemez çok meraklı çıkıyordu. 

"Büyüdüğün evi Zeliha hanım için aldım." 

Bahar şaşkınca baktı gerçekten Hamza Mahir bu kadar ince düşünen bir adam mıydı? 

Bugün şaşırma günüydü anlaşılan kendisi için. 

Adamın yüzüne kocaman bir öpücük kondurup hızlı hızlı konuşmaya başladı. 

"Çok mutlu ettin beni." 

Sonra aklına gelen şeyle yüzünü buruşturdu. 
"İyi de babam para göndermezse kadıncağız nasıl geçinsin kapıdaki güvenliğin bile parasını ödeyemez ki? Hiç istemiyorum ama sanırım mirasçı olarak mahkemeye başvurmam gerekecek." 

Sesinden gerçekten de babasından gelen tek kuruşu istemediği gayet net anlaşılıyordu fakat yine de bu durum adamı germeye yetmiş olacak ki kasıldığını hissetti Hamza Mahir'in.

"Yavrum o güvenlik asıl maaşını benden alıyor zaten sen dert etme." 

Bahar hızla yerdeki gözlerini adama çevirdi. 

"Ne demek senden alıyor? Sakın bana senin adamın olduğunu söyleme o herifin!" 

Kucağından kalkmaya yeltendi ama güçlü kollar sayesinde değil kalkmak kıpırdayamamıştı bile. 

"Bahar uslu dur güzelim. Seni yoldan çevirip getirmedik bu eve heralde değil mi her şeyin bir usulü var." 

Genç kız yapmacık bir şekilde güldü. 
"Şimdiki dersimiz de adam kaçırmanın incelikleri mi Mahir bey?" 

Gümüşpala kızın üzerine doğru eğilmiş yine boynuna boynuna konuşurken Bahar artık şu hareketi bilerek yaptığını düşünüyordu hatta emindi fakat karşı koymak ne mümkündü! 

"Ben seni yanıma almasam sen böyle koynumda nasıl yatacaktın bakayım?" 

Elleri çoktan kızın elbisesinin ucundan kendine yer açmış bacaklarını okşamakla meşguldü. 

"Hıı hep böyle kandırıyosun sen beni anlamıyorum sanki." 

Adamın elleri daha da yukarı doğru çıkarken Bahar gözlerini kapatmamak için direniyordu. 

"Bana kanmak hoşuna gidiyor." 

Genç kız bacaklarında gezinen elleri tutarak hareket etmelerini engelledi. 
"Hıh çok biliyosun sen!" 

Gözlerini kısmış kötü kötü bakıyordu fakat bu bakışlar Hamza Mahir'in yalnızca sırıtmasına yol açıyordu. 

Kulağına doğru eğilip kısık bir sesle konuştu. 
"İnlememek için ellerimi tuttuğunu da biliyorum mesela." 

Fısıldayışını bile bu kadar erotik bulurken ellerine gerek vardı da sanki.
"Edepsiz" 

Kulaklarına kadar kızarmıştı yine iyi mi olmuştu yani şimdi? 
Gerçekten soruyordu Bahar. 

"Bu arada" 
Adamın ciddi bir konuya geçiş yaptığını anlayan genç kız başını kaldırıp baktı tekrardan.
"Şirketler üzerinde hiçbir yasal miras hakkın yok güzelim konu açılmışken söyleyeyim." 

Soran gözlerle bakıyordu adama. 
"İyi de tek çocuğu benim, tek yasal varisi de benim?" 

Anlaşılan Bahar'ın bilmediği bir işler döndürmüşlerdi bu konuda da. 

"Baban ikinci karısıyla evlendikten sonra edindiği tüm mülkleri kadının babasının üzerine yapmış. Daha doğrusu kadın o şartla kabul etmiş babanla evlenmeyi. Önceki tüm malı mülkü de batakmış zaten zengin biriyle de durumu kurtarmak için evlenmiş." 

Demek kendisine gönderdiği paralar pullar hepsi tanımadığı birinin hesabından geliyordu. Durum daha ne kadar iğrençleşebilirdi acaba? 

"Ben şuan sıfırda mıyım yani?" 

Bu sorusu Gümüşpala tarafından hoş karşılanmamış olacak ki sesi öfkeli çıkmıştı. 

"Ulan biz neciyiz burda?" 

Al işte Bahar sanki bunu demek istemişti. 

"Öyle demek istemediğimi biliyosun sevgilim ama o karısı olacak kadının yaptığı da kusura bakma ama resmen oro..." 

Dudakları adam tarafından anında kapatılmıştı. 

Ortama kibrit çaksan tutuşacak bir tutku hakimdi. Zar zor ayrıldıklarında Bahar nefes nefeseydi. 

"Senin bu güzel dilini biraz terbiye etmem gerekecek anlaşılan!" 

Genç kız çocuk gibi omuz silkti. 
"Sen küfrederken iyi ama dimi?" 

Gümüşpala kızın kendisiyle yarıştığı konuya neredeyse gülecekti. 

"Ulan senin ağzın daha süt kokuyor özene özene küfretmeye mi özendin?" 

Biri bu adama kendisinin yirmi beş yaşında olduğunu söyleyebilir miydi?

"Sen de beni iyice çocuk belledin ha kaç yaşında kadınım ben!" 

Hamza Mahir kızı kendine bastırarak dudaklarını boynuna gömdü. Elleri beli ve göğüsleri üzerinde oyalanıyordu. 

"Hmm hadi biraz senin kadınlığınla ilgilenelim." 

Bahar kucağında otururken adamı zaptetmekte gerçekten çok zorlanıyordu. 

"Hemen lafı şeye çekme Mahir bi-bir dur ama ya ç-çek elini ordan konsantremi bozuyorsun şuan! S-soracaklarım bitmedi benim." 

Bahar birdenbire kendini yine kocasının kucağında bacakları iki yana açılmış şekilde otururken buldu. 

Adamın elinde oyuncak gibi çevrilmekten vallahi yorulmuştu! 

"Sor güzelim sor." 
Bıkkınca sesli bir nefes verdi Gümüşpala.

"Bizim basına çıkan fotoğraflarımızı aradım internette ama bulamadım? Hem senin şu esmer modellerin de hiç birinin fotoğrafını göremedim? Bu işte de bir parmağın olabilir mi acaba?" 

Bingo! 

Daha ilk duyduğu andan itibaren karısının o esmerlere taktığını anlamıştı zaten Gümüşpala ve yaramaz karısı hiç vakit kaybetmeden araştırma işine girişmişti bile anlaşılan. 

"Aslanlarıma kötü örnek olmasın diye kaldırttım ben onları." 

Anlamaz şekilde baktı Bahar. 
"Aslanların?" 

Hamza Mahir kendinden emin bir şekilde devam etti. 

"Aslanlarım tabii ya. Anaları ne yapar eder kendine taraf yapar sonra al başına dert." 

Bahar'ın anladığı kadarıyla şuan Hamza Mahir ve kendisinin oğullarından bahsediyorlardı. 

Birden çok oğulları. 

"Aslan-lar hemde öyle mi?" 
Tam hesap soracakken şöyle hayaller kurdurmak hile değil miydi yani şimdi?

"Heralde yani kızım bana bir sürü çocuk doğuracaksın sen." 

Peki bundan şeyin haberi var mıydı, Bahar'ın?

"Hı sen şimdi böyle işin için sıyrıldın yani öyle mi?" 
Resmen hayaller alemine Bahar'ı kaptırıp konuyu kapattırıyordu adam. 

"Benim çocuklarımı doğuracak olma fikrine çoktan kapıldın sen." 
Sırıtarak konuşuyordu. 

"Ya sen ne kendini beğenmiş adamsın! Dikkat et canım o aslanları ben koynumda büyüteceğim öyle iki fotoğraf kaldırtmakla kurtulamazsın!" 

Bahar laf yetiştirirken adam çoktan kızın elbisesinin önündeki düğmeleri çözmüş gerdanından aşağıya doğru öpücükleri sıralamakla meşguldü. 

"Eninde sonunda yeri benim koynum olan biri için fazla iddialı laflar bunlar güzelim." 

Sütyeni yukarı doğru kaldırılmış ve hazine değerindeki göğüslerinden biri adamın ağzı tarafından işgale uğramıştı bile. 

Dakikalar içinde çalışma masasının koltuğunda hararet gittikçe yükselirken Hamza Mahir'in eli kızın sıcaklığından kendi kemerine gittiği anda Bahar gidişatın farkına vardı. 

"M-mahir ne yapıyorsun burda olmaz!" 
Adam hiç duymamış gibi kemerini çözmüştü bile. "B-biri gelirse vallahi rezil oluruz." 

Kendisi de asla durmak istemiyordu fakat bulundukları pozisyon çok utanç vericiydi. 

Hamza Mahir eteğini iyice yukarı doğru sıyırıp zaten çoktan aşağı doğru indirdiği çamaşırını iyice ayaklarına doğru getirirken bir taraftan da kızı kendi üzerine doğru çekiyordu. 

Ne olduğunu anlayamadan adamı içinde hisseden Bahar sesli bir şekilde inledi. 

Ne yapacağını bilmez vaziyette adama bakıyordu. Daha önce kendisinin üstte olduğu bir sevişmeyi deneyimlememişti genç kız.

"Benim kontrolümde her şey kendini rahat bırak." 
diyen kocasına çoktan teslim olmuştu bile. 

Daha sonraki dakikalarda ne ara masaya yatırılmıştı ve ne kadar zamandır bu haldelerdi hiçbir fikri yoktu Bahar'ın. 

Kendini Hamza Mahir'in insafına bırakmış yalnızca anın tadını çıkarıyordu. 

Yaklaşık kırk beş dakika sonra üçlü koltukta yarım yamalak giyinik olarak adamın üzerinde yatarken buldu kendini. 

Yorgunluktan bitmiş halde soluklanıyordu. 

Biraz sonra kocası tarafından nazikçe kaldırıldı. Önce kendine çeki düzen veren adam sonrasında kızın üstünü başını düzeltti ve kucağına alıp odaya doğru yürümeye başladı. 

Bahar ise halinden memnun bir şekilde kollarını Hamza Mahir'in boynuna dolamış yüzünde huzurlu olmanın verdiği tebessümle sessizce eşlik ediyordu. 

Odaya girip sırtı yatakla buluşur buluşmaz Hamza Mahir kızın üzerindekileri parçalarcasına acele acele çıkarmaya başladı. 

"Mahir benim kolumu kıpırdatacak halim kalmadı." 

Yalnızca iç çamaşırlarıyla kalan kız gözleri kapalı konuşuyordu. 

"Ben sana spor yapsan fena olmaz derken ihtiyacım yok diyordun?" 

Elleri de bir taraftan kızın pürüzsüz vücudunu tavaf etmekle meşguldü.

"Sen bana bu yüzden mi spor yap dedin?" 
Şaşkın şaşkın bakışı adamı güldürmüştü. 

"Ee kocanı doyurman için kondisyonunun sağlam olması lazım güzelim." 
Ayıplayan gözlerle bakan Bahar "Demek o an senin aklından sapık sapık şeyler geçiyordu!" diye kınarcasına konuştu. 

Kızın laflarına kahkaha atan Gümüşpala bir taraftan gömleğinin düğmelerini çözerken diğer taraftan da karısıyla konuşuyordu. 

"Sen tüm güzelliğinle kucağımda otururken aklımdan ne geçseydi yavrum?" 

Kendisi yok göbeğim vay efendim kilom derken meğerse adamın derdi başkaymış! 

Hamza Mahir gibi bir adam tarafından böylesine isteniliyor olmak işin aslı Bahar'ı çok mutlu ediyordu. 

Aşıktı.

Henüz kulaklarıyla duymasa da kalbiyle sevildiğini hissediyordu.

E daha ne isterdi ki? 

Geriye kalan tüm problemler şuan için bekleyebilirdi. 

Saatlerce sevdiği adamın her zerresini kendine katmasına defalarca kere daha memnuniyetle izin vermişti.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

GÜMÜŞPALA-66

GÜMÜŞPALA - 1

GÜMÜŞPALA-14