GÜMÜŞPALA-14
Keyifli okumalar♥️
"Bahar"
Genç kız derinlerden gelen sesi işitiyordu fakat uyku o kadar tatlıydı ki bırakın cevap vermeye kolunu bile kıpırdatmaya mecali yoktu.
"Bahar"
Ses gittikçe daha yakınından geliyordu.
Israrla kendisini uyandırmak istiyordu ama Bahar kalkmak istemiyordu ki!
Ağlar gibi bir ses tonuyla belli belirsiz bir ses çıkardı. "Hmm"
Sesin sahibi seslenmenin yeterli gelmediğine ikna olmuş olacak ki saçlarını okşamaya başlamıştı.
"Bahar yavrum hadi uyan"
Tepesindenki adamın kaçırdığı bir durum vardı Bahar saçları okşandıkça daha da mayışıyordu.
Adamın elleri yüzünde gezinmeye başlayınca huylanan genç kız yüzünü buruşturup kafasını öbür tarafa çevirirken huysuz huysuz söylendi.
"Ya çok uykum var Mahir git başımdan ya!"
Tam yüzündeki eller gitmiş Bahar tatlı uykusuna doğru çekilmişti ki sıcacık yorganı birdenbire üzerinden alınıverdi.
En ama en sevmediği şey böyle kabaca uyandırılmaktı hatta ve hatta yorganın üzerinden çekilmesiydi zaten buz gibi odada yarıçıplak yatıyordu!
Saçı başı dağınık bir şekilde öfkeyle yerinden doğruldu.
"Öküz müsün ya!"
Önüne gelen saçları hışımla arkaya doğru itekleyip parçalayacakmış gibi bakıyordu adama.
"Ver çabuk o yorganı bana! Kime diyorum ben?"
Adam hiç oralı olmuyordu küstah küstah sırıtıyordu utanmadan.
"Kalk kahvaltı hazırla bana hadi."
Bahar insan gibi uyandırılmadığı için zaten sinirliydi bir de beyefendi emir veriyordu.
"Hizmetçin yok karşında emir veriyor bir de tövbe yarabbim ya! Ver çabuk o yorganı Mahir bak çok kötü olacak!"
Hamza Mahir, kızın yatağın içinde öfke saçan yarı uyanık gözlerle kendisini tehdit etmesini fazlasıyla eğlenceli bulmuş olacak ki yorganla birlikte yatağa doğru iyice yaklaştı.
"Nasıl kötü şeyler yaparsın bana mesela?"
Bahar yorganı almak için elini uzattığı anda adam başının altındaki yastığı da alıp geri çekildi.
Öfkeden deliye dönen Bahar şirazeden çıkmıştı kendini adamın üzerine atlarken buldu.
"Sen benimle dalga geçersin öyle mi?"
Hamza Mahir kızın ufak tefek haliyle kendisine saldırmasına sırıtıyordu.
"Çok mu komik ha yaptığın zorbalık?"
Adam hala istifini bozmamıştı.
"Hahaha aman ne komik! Ver diyorum şu yorganı delirtme beni adam!"
Yastığı ve yorganı yatağa doğru fırlatan adam kızın belinden tutup kendine doğru çekmişti.
"Sen sabahları hep böyle asabi misin?"
Bahar küskünce omzunu salladı.
Adamla baş edemeyince küsmüştü.
"Küstün mü?"
Yine karşılık olarak naif omuzlarının sallanması olmuştu.
Nazlıydı hem de çok nazlıydı.
Allah Hamza Mahir'e kolaylık versindi.
Başını kızın boyun hizasına doğru eğip konuşmaya başladı.
"Güzelim kaç defa seslendim hiç oralı olmadın."
En büyük silahını farkında olmadan kullanıyordu adam.
"Hiç öyle boynuma boynuma konuşup beni etkilemeye çalışma çok sinirliyim şuan!"
Genç kız istemeden de olsa kendini açık etmişti.
Hamza Mahir sıcak nefesini iyice kızın boynuna yaklaştırarak konuşmaya devam etti.
"Tam olarak böyle mi etkiliyorum?"
Bahar'ın etki alanından çıkması için önce bir yutkunması gerekti.
Bu adam çok haindi!
Küskün ses tonunu sabit tutmaya çalışarak konuştu.
"Y-yoo hiç etkilenmedim."
Adam bu sefer de boynuna uzun ıslak bir öpücük kondurdu.
"Hmm bu nasıl?"
Nasıl mıydı?
Bir de soruyordu.
Bahar şuan bu derece yakınlıktan bayılmak üzereydi.
Genç kızın kendini toparlama sürecindeki sessizliğini fırsat bilen Hamza Mahir "Tam anlamadıysan tekrar edelim." diyip boynuna doğru yönelmişti ki Bahar alelacele durdurdu.
"G-gerek yok gayet açıklayıcı oldu. Ben bir mutfağa ineyim."
Adam bir eliyle kızın belini tutup okşarken diğer eliyle de önüne gelen saçlarıyla oynuyordu.
"İyiydik böyle?"
Bahar bir an önce adamın kapsama alanından çıkabilmek için çabalıyordu.
"Yok ben kahvaltı hazırlayım sen de geç kalma." derken adamın kollarından kurtulmuştu.
İstediğini almış olmanın verdiği rahatlıkla kollarını gevşeten Hamza Mahir kızın gitmesine izin veriyordu ki üzerinde yalnızca bir şort ve göbeği açık bir tişört olduğunu gördü.
Kapıya yaklaşan kızı yerinde çivileyecek bir ses tonuyla sordu.
"Sen bu kılıkta nereye gidiyorsun bakayım?"
Bahar içinde sütyeninin dahi olmadığı tişörtüne bakarken bu odada daha fazla kalmamak adına hemen banyoya koşup üzerini değiştirdi ve aynı hızla mutfağa koşturdu.
Zorba herif yüzünden uykusu da yalan olmuştu.
Hamza Mahir ise kıza istediğini yaptırmanın yolunu bulmuş gibiydi.
Küçük karısı her konuda dik başlıydı, ne derse itiraz ediyordu, uykusunda bile kavga ediyordu kendisiyle ama yakınına girince dili lal oluyordu.
Bu durum adamın işine geliyordu doğrusu.
Mutfağa inen Bahar buzdolabını açıp kahvaltılıkları çıkardı. Domates ve salatalıkları doğradı, beyaz peyniri kutusundan çıkarıp önce yıkadı sonra servis edilmek üzere dilimleyip masaya koydu.
Anlaşılan Hamza Mahir de beyaz peynir seviyordu. Kendisi de kahvaltıda yalnızca beyaz peynir yerdi. Beyni istemsizce aralarında ortak özellikler arıyor bulduğunun altını ise özenle çiziyordu.
Acaba yumurtayı nasıl severdi?
Kendisi kayısı kıvamında yerdi. Ona da öyle yapmaya karar verdi. Bal, reçel vs her şeyi servise hazır halde masaya dizmişti.
Hamza Mahir kahvaltıda çay mı içerdi yoksa kahveyi mi tercih ederdi bilmiyordu.
İkisini de demlemişti fakat fincana hangisini koysa bilememişti.
"Çay içiyorum."
Adamın bir anda gelen sesiyle aklı çıkan Bahar yerinde zıpladı.
"Aklımı çıkardın be adam ne öyle sinsi sinsi geliyorsun."
Masanın başındaki yerine kurulan Hamza Mahir kızın çayları koymasını bekliyordu.
"Hem sen neden üzerini değiştirmedin işe gitmeyecek misin?"
Bahar bu arada çayları koymuş, sıcak ekmekleri getiriyordu.
Gözü de bir taraftan adamın üzerindeydi.
Sabahları kendisi uyanmadan gittiği için sürekli takım elbiseli görüyordu ama şuan üzerinde yalnızca siyah bir eşofman altı ve tüm kaslarını alenen belli eden siyah bir tişört vardı.
Fazlasıyla spor ve yakışıklı göründüğünü düşündü.
"Bugün şimdilik evdeyim."
Adama şaşkınlıkla baktı genç kız.
"E o zaman sabahın sekizinde niye diktin beni ayağa?"
Gerçekten ağlamak istiyordu yani.
"Spordan sonra acıkıyorum her gün aynı saatte kahvaltı yaparım."
Nasıl yani her gün spor mu yapıyordu?
Bahar bu eve geldi geleli sabahları fosur fosur uyurken Hamza Mahir zaten kas yığını olan vücuduna yenilerini mi ekliyordu?
"Her gün spor mu yapıyorsun sen?"
Adam çayından bir yudum alıp cevapladı.
"Evet aksatmamaya çalışıyorum."
Genç kızın ağzındaki tereyağlı ballı ekmeği büyümüştü.
"Ne yapıyorsun ki?"
Büyük bir iştahla kahvaltı eden adam lokmasını yutup Bahar'a cevap verdi.
"Genelde koşuyorum, yüzüyorum çoğu zaman boks yapıyorum."
Adamı taktir etmekten kendini alamadı gerçekten çok fit bir vücuda sahipti.
"Benim spor kariyerim de klinikten eve yürümekti."
Hamza Mahir'in dudağının köşesi kıvrılır gibi oldu bu itirafa.
Bahar da isterdi spotif olayım, baklavaları şöyle sıralayayım fakat spor yapmak gerçekten hiç ona göre bir olay değildi.
"Sen de spor yapsan fena olmaz."
Şuan Bahar'a vücudun güzel değil mi deniliyordu yoksa kendisine mi öyle geliyordu?
"Benim ihtiyacım yok sağol."
Sesi istemeden biraz aksi çıkmıştı.
Biten çaylarını yenilemek için ayağa kalktığı sırada bileğinden çekilip adamın dizlerine oturtuldu.
Hamza Mahir'in elleri kızın karnına doğru gitti. "Biraz göbeğin mi var senin?"
Bahar anında vücudunu dikleştirerek inkar eder gibi sordu.
"Kim benim mi?"
Adam ellerinin altındaki küçük ayva göbeği okşuyordu o sırada.
"Hmm bu ne?"
Genç kız adamın ellerini karnından çekiştirip kalkmak için hamlede bulundu.
"Göbekse göbek canım napalım herkes senin gibi kas yığını olmak zorunda değil."
Sinir olmuştu!
Fazla kilosu kesinlikle yoktu hatta Zeliha sultan biraz kilo al der dururdu ama o ayva göbek kırk kilo da olsa kendini belli ediyordu.
"Ben bu ele gelen halini seviyorum. Zayıfsın ama dolgunsun."
Bu adam da övüyor muydu yeriyor muydu belli değildi.
"Göbekli diyip beğenmeyen sen değilsin sanki."
Sesi kırgın çıkmıştı.
Adamın fikirlerini neden bu kadar önemsediğini kendisi de anlamıyordu üstelik ayaktayken belli bile olmayan küçücük bir çıkıntıdan bahsediyorlardı.
"Yavrum ben beğenmiyorum demedim ki onu sen dedin."
Bahar şaşkınca kafasını arkaya doğru çevirip adama baktı.
"Yok artık göbeğimi beğendiğini söyleme?"
Adam omuz silkti.
"Ne var vücudunun böyle kadınsı olması hoşuma gidiyor."
Yine ne yapmış etmiş Bahar'ı utandırmayı başarmıştı.
"Başka nerelerini beğendiğimi saymamı ister misin?"
Kahvaltı başında onca nimetin önünde vallahi çarpılacaklardı şimdi.
"H-hayır lütfen..."
Adam kulağına fısıldadı.
"Ne lütfen?"
Bahar çaresizce "Utandırma beni daha fazla bırak da çayları koyayım olmaz mı?" diye fısıldayınca Hamza Mahir kollarını gevşetip kıza izin vermişti.
"Hadi olsun bakalım."
Bahar çayları koyarken düşünebildiği tek bir şey vardı. O da bu adam kendisiyle kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyordu.
Kahvaltılarını yaptıktan sonra mutfağı toplamaya girişen Bahar, Hamza Mahir'in bahçeye çıkıp bir sigara yaktığını görmüştü sonrasında mutfak işine dalan kız adamı gözden kaçırmıştı.
Mutfaktan çıkarken kendine bir kahve almış ve geçen gün keşfettiği televizyon odasına doğru gitmişti.
Gündüz kuşağında da yeni gelinlerin yok yemek telaşları vay efendim ev dekorasyonları derken cinnetin eşiğine gelmişti.
Bir yandan kahvesini içiyor diğer yandan da bir umut kanalları en baştan tekrar geziyordu ki kendini magazin eleştirmeni diye tanıtan iki kadına ünlülerin ve sosyetik insanların hayatlarını didiklerken denk geldi.
Keyfi yerine gelmişti severdi Bahar sosyete dedikodularını dinlemeyi.
Derken laf lafı açtı genç kız kendini kaptırmış gidiyordu ki ekranda bir anda Hamza Mahir ile birlikte önceki geceden kalma fotoğraflarını gördü.
Az önce sosyete dedikodusu dinlemeyi sevdiğini mi söylemişti? Hayır Bahar kesinlikle öyle bir şey söylememişti.
Ergenliğinden beri izlediği bu magazin programlarında kendisinin ne işi vardı yahu?
Kırk yıl düşünse gündüz kuşağında bir magazin programına çıkacağı aklına gelmezdi.
"Evet Müjgan yakışıklı, milyarder iş adamı Hamza Mahir Gümüşpala ve yeni sevgilisi hakkında görüşlerini alalım tatlım."
Yapmacık gülümsemesiyle ki o botokslarla gerçek bir gülümsemeye sahip olduğundan şüpheliydi Bahar, Müjgan hanım söze girdi.
"Vallahi Gülşahcığım çok da fazla konuşamıyoruz Hamza bey hakkında malum kendisi konuşulmayı pek sevmiyor sonra yine programımızın yayın cezası almasını istemeyiz değil mi?"
İki kadın da imalı ve her halinden sahtelik akan birer gülüş sundular ekrana.
"Açıkçası ben ilk kez görüyorum Hamza Mahir Gümüşpala'nın kameraman arkadaşlara görüntü alması için izin verdiğini."
Bahar huysuzca söylendi.
"İlk kez görürsünüz tabi siz böyle gevşek gevşek konuşun diye yaptı!"
Adının Gülşah olduğunu öğrendiği kadın da destekler nitelikte konuşmaya başladı.
"Haklısın hayatım açıkçası daha önce Hamza beyin yanında bir kadınla özellikle poz verdiğini görmemiştik."
Genç kız saydırmaya devam ediyordu.
"Ohooo onun işi gücü poz. Kes kes bitiremedi."
Bugünkü yayın konuğu olan yeni dönem pop şarkıcılarından Selin diye bir kadın da hevesli gibi lafa atladı.
"Klüp toplantılarında, cumhurbaşkanlığı organizasyonlarında vs nadiren de olsa görürdük Hamza beyi ama Bahar hanımı ilk kez görüyoruz. Kendisi de bir iş adamının kızıymış."
Sarı çiyan Müjgan da hemen mikserliğe başlamıştı.
Allahım kimlerin diline düştüm yarabbim!
"Bahar hanım oldukça muhafazakar kimliğiyle tanınan Ekrem Saruhanlı'nın rahmetli ilk eşinden kızıymış. Böyle bir babanın kızı, sevgilisiyle aynı evde nasıl yaşar düşünmeden edemedim doğrusu kızlar."
Gülşah hanım bilmiş bilmiş laflarını sıralamaya başladı o sırada.
"Yani sonuçta Hamza Mahir Gümüşpala'dan bahsediyoruz hayatım. Adam her yıl Türkiye'nin en yakışıklı erkekleri listelerine giriyor üstelik böyle bir talebi dahi yok. Eh finansal olarak uluslararası bir iş adamı çok güçlü bağlantılarının olduğu söyleniyor. Bahar hanım da yelkenleri suya indirmiş olacak ki yıldırım hızıyla yanına taşınmış."
Bahar şimdi kumandayı ekrana fırlatacaktı. Kan beynine sıçramıştı.
"Bana bak Gülşah mısın dikenli tel misin nesin? Aynı evde yaşadın da gördün sanki öve öve göğe çıkardığın adamı! Şuna bak aman çok yakışıklıymış da çok zenginmiş de! Hayır sen konunun neresindesin acaba da bu kadar çok fikrin var?"
Deli gibi ekrana bağırdığından habersiz saydırıyordu.
"Öğrendiğimiz bilgilere göre Bahar hanım doktormuş, diş hekimiymiş kendisi. Gayet iyi eğitim almış bir kadın." diye konuyu detaylandırdı Müjgan.
"Hıh canım bana bunlarla gel eğitimliyim tabi sizi zekamla döverim!"
Genç kızın bağırmasıyla odaya doğru gelen Hamza Mahir kapı pervazına omzunu dayamış kızın televizyonla kavgasını izliyordu.
"Senin bu dövme merakın nereden geliyor yavrum gerçekten merak etmeye başladım?"
Bahar boş bulunup korkarken bir yandan da yakalandığı için utanmıştı.
"Hiiih! Aklım çıktı. Asıl senin benim aklımla zorun ne iki de bir korkutup duruyorsun?"
Adam kızın olduğu iki koltuğa oturmuş Bahar'ı da kolunun altına çekmişti bile.
"Korkak dövüşçü kime kızıyorsun sen bakayım?"
Bahar eliyle ekrandaki üç kadını gösterirken bir yandan da gözleriyle onları yok etmeye çalışıyordu.
"Şu üç gerizekalının konuştuklarına bak! Resmen göz göre göre benim dedikodum yapılıyor burda ya! Hepsi senin yüzünden biliyosun dimi?"
Adam ekrana umursamaz bir bakış atıp yüzünü tekrar genç kıza döndü.
"Şöyle boş şeyleri kafana takma."
Bu ne rahatlıktı be kardeşim?
Televizyonda yine ismi geçince pür dikkat izlemeye başladı. Şu çakma popçu konuşuyordu.
"Bahar hanım çok da güzel bir kadın açıkçası ben hem yüzünü hem de fiziğini çok beğendim."
Aynen böyle şeylerden bahsetselerdi ya üstelik adam tam da dibindeyken.
Müjgan yellozu yine başladı konuşmaya.
"Katılıyorum Bahar hanım çok güzel bir kadın. Yirmi beş yaşındaymış çok da genç üstelik ben yirmi beş bile demezdim minyon olduğu için çok daha küçük duruyor yaşı ama Hamza beyin yanında nadir de olsa gördüğümüz kadın standartından biraz farklı ne diyorsun Gülşah?"
Demek Hamza beyin bir kadın standartı vardı üstelik görmeye alışık oldukları bir standarttı bu öyle mi?
Başını adamın göğsünden kaldırıp kendini uzaklaştırmaya çalıştı.
Adam kaşlarını çatıp bu durumdan rahatsız olduğunu belli eden bir tonla konuşmaya başladı. "Bahar yavrum saçmalama."
Bir yandan da Gülşah hala konuşmaya devam ediyor, Bahar'ın damarına damarına basıyordu.
"Biz etraflıca bir analiz yaptık ve Hamza beyin yanında daha önce gördüğümüz hanımefendiler, Bahar hanımın fazlaca beyaz tenine ve minyon oluşuna tamamen zıt bir şekilde oldukça uzun boylu ve esmerler hatta bir çoğu modellik yap..."
Hamza Mahir kumandayı kızın elinden almış ve homurdanarak televizyonu kapatıvermişti.
Bahar duyacağını duymuştu bir kere ötesi yoktu.
"Çek kolunu kalkacağım ya! Başlayacağım artık standartına da sapmasına da bu ne ya hakkımda atıp tuttukları yetmiyormuş gibi bir de beni elin şırfıntılarıyla kıyaslıyorlar! Şunlara bak yok analiz yapmışlar da istatistik çıkarmışlar da! Liste ne kadar uzunsa artık! Çek diyorum kalkacağım!"
Ellerini çekmek şöyle dursun kızı iyice göğsüne bastırmış bırakmıyordu.
"Sen benim karımsın!"
Çok kesin ve keskin bir şekilde söylemişti.
"Ne malum onlara da böyle demediğin? Bir imam getirmeye bakar!"
Hamza Mahir bu söze öfkelenmişti.
"Ulan dalga mı geçiyorsun Allah'ın huzurunda kıyılan nikahla saçma sapan konuşup benim asabımı bozma kadın!"
Bahar'dan ses gelmeyince çenesinden tutup yüzünü kaldırdı gözleri dolu doluydu genç kızın.
Adam gözlerini kapatıp burnundan sesli bir soluk verdi.
"Gidip o stüdyoyu yakayım mı ben şimdi hı?"
Genç kız gözyaşları akmasın diye yukarı doğru bakıp yaşları geri göndermeye çalışırken bir taraftan da burnunu çekiyordu.
"Asıl sen saçma sapan konuşma."
Adam sinirli sinirli söylendi.
"Sen bir ağla hadi bak bakalım napıyorum ben onlara"
Hamza Mahir kendisini öyle sıkı sarmıştı ki zar zor bir parça doğrulup konuşmaya başladı.
"Ya ama duymuyor musun Mahir neler konuşuyorlar hakkımda?"
Resmen bıkkınca isyan ediyordu Bahar.
"Yarın bir işleri olmayacağı için daha fazla konuşamazlar merak etme."
Bahar'ın zaten büyük olan gözleri şaşkınlıktan iyice açılmıştı.
"Ekmekleriyle de oyna demedik herhalde."
Adam başını koltuğun arkalığına koymuş gözlerini kapatmış hiç ses vermiyordu.
Bahar da dizlerini yukarı doğru toplamış ve üzerlerine oturmuş, iyice adama doğru dönmüş cevap bekliyordu ama cevap verecek gibi görünmüyordu.
"Yapmazsın değil mi öyle bir şey?"
İşittiği sadece bir "Hmm" sesi oldu.
Yok delirtecekti bu adam kendisini.
"Ağlamıyorum bak, sakın yapma tamam mı?"
Dizlerinin üzerinde doğrulmuş yüzünü iyice adama doğru yaklaştırmıştı.
"Mahir dedim!"
Adam aniden gözlerini açıp kızı kendine doğru çekmişti. Dudaklarını uzun uzun öptükten sonra
"Vır vır vır kafa bırakmadın be kızım!" diyip çıkıp gitmişti.
Bahar ise bir eli dudaklarının üzerinde kalakalmıştı.
😂😂😂
YanıtlaSil